İZMİR
Türkiye’nin üçüncü büyük metropolü olan fuarlar ve kongreler merkezi İzmir, çağdaş bir liman kentidir. İzmir'in batısında renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma İmparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, Uluslararası Sanat Festivalleri ve Enternasyonel Fuarı ile de önemli bir yer tutar. Ülkemizin kalitece çok iyi zeytinlerinin yetiştiği Ege Bölgesi, zeytinyağlı yemekleri ve mezeleri ile ünlüdür. İzmir mutfağında, Musevi, Ermeni, ve Rum lezzetleri de görülür. Ege'nin lezzetli balıklarının yanı sıra, deniz börülcesi, ıspanak, arapsaçı, ısırganotu gibi çeşitli otla yapılan salataları meşhurdur. Zeytinyağlı enginar dolması İzmir mutfağında öne çıkar. Ülke çapında ün kazanan lokma tatlısı ise bir diğer kent lezzeti. Bunların dışında, ‘Kumru’ adı verilen sandviçler de ünlüdür.
ÇEŞME
Çeşme, şifalı sıcak suları, olağanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneşin ve berraklığın kucaklaştığı şirin bir tatil beldesidir.Çeşme İzmir’in 94 km. batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. 15 km. kuzeyindeki İon kenti Erythrai’ nin limanı olan Çeşme’nin doğusunda, Kalemburnunda İ.Ö.1000 yıllarında küçük bir yerleşim alanı olduğu bilinmektedir. Çeşme-Ildırı köyünde ortaya çıkarılan Erythrai Antik Kenti ile Çeşme kentinde Osmanlı Döneminden kalan Kale, Kervansaray, çok sayıda çeşme ve tarihi kent dokusundaki sivil mimarlık örnekleri yörenin arkeolojik ve tarihi kaynaklarını oluşturan yapıtlardır. Şehrin ortasındaki tepe bugün kalıntıları görülen Akropolde yapılan kazılarda Athena Pallas tapınağına adak olarak sunulmuş heykelcikler bulunmuştur. Buluntular içinde en önemlisi, Arkaik devirden kalma bir kadın heykeli İzmir Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Tarihçe: İlk çağda Cyssus adıyla bilinen Çeşme, Anadolu’nun Batı kıyısında MÖ.1000 yıllarında tahmin edilen 12 İon kentinden biri olan Erythrai (Eritre)’nin Ildırı İskelesiydi. Erythrai, M.Ö. 6. yüzyılda oldukça geniş ve önemli bir yerleşim merkezi durumundaydı. Son derece koruyucu bir limana sahip olan Erythrai Mısır, Kıbrıs ve batı ülkeleri ile ilişki kurmuş ve ticaretini geliştirmiştir.. Lidya ve Pers egemenliğinden sonra Roma ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır. Çeşme, Selçuklu, Osmanlı, Aydınoğulları ve tekrar Osmanlı Dönemlerini sırasıyla yaşamıştır. İklim: Akdeniz iklimi yaşanır. Son derece sıcak ve kuzeyden esen rüzgarlara açıktır.
ALAÇATI
Dünyanın en iyi rüzgar sörfü alanlarından birisi, yüzme bilmeden bile sörf öğrenebileceğiniz tek yer, Nisan-Kasım arasında gidilebilecek muhteşem doğa harikası Alaçatı sizi bekliyor…
Alaçatı’da tatil yapmak isterseniz sadece 1500 yatak kapasitesi olan bölge otellerinden yerinizi öncelikli olarak ayırtmalısınız çünkü Alaçatı’ya ülkenin tüm sörf tutkunları özellikle yüksek sezonda akın ediyorlar. Alaçatı plajlarında bulunan sörf istasyonları önemli bir turizm hareketi sağlıyor.
Bataklıktan, sörfçülerin akın ettiği bir cennet olmanın kısa tarihçesi…
1850’li yıllarda bataklık halinde olan Alaçatı, dönemin sadrazamının buyruğu ile bataklık kurutularak günümüzdeki haline yavaş yavaş getirilmeye başlanır. Alaçatı’nın güneyindeki tabii limana ulaşan bir kanal açılarak, obalardan büyük hendeklerle drenaj sağlanarak bataklık kurutulur. Açılan kanal zamanla gemilerin yanaştığı bir liman haline gelir. Zamanın önemli mimarlarından biri olan Hacı Memiş Ağa’nın önderlik ettiği çalışmalara, Rum işçiler getirtilir. Gelen işçiler Alaçatı Limanı’nın bin metre kuzeyine şimdiki Alaçatı’yı inşa ederek yerleşirler. Çeşme’nin batısında bulunan Alaçatı, zengin termal kaynaklara sahiptir. İnsan sağlığına faydalı ve tedavi edici özellikleri bulunan bu kaynakların, vitamin eksikliğine bağlı kemik, eklem ve iskelet sistemine iyi geldiği biliniyor.
Dünyadan koptuğunuzu hissedeceksiniz!
Alaçatı’da konaklama alternatiflerinden en güzeli; Otantik Alaçatı Evleri’nin pansiyona dönüştürülmüş hali olacaktır. Parke taşlı sokaklar, yapımı devam eden Yat Limanı Alaçatı’nın birkaç sene içinde daha da popüler bir turizm merkezi olacağının sinyallerini veriyor.
Dünyada nadir bulunan damla sakızı ağaçları, Alaçatı’nın çevresinde konuçlanmıştır. Yaklaşık 300 tane damla sakızı ağacının bulunduğu Alaçatı’da, damla sakızından çok yönlü olarak yararlanılıyor. Sakız reçeli, sakız rakısı Alaçatı’ya özgü üretimlerdir.
Alaçatı’da özel sakız yetiştirilen bahçeleri gezebilir, bu özgün yöre lezzetini dilediğinizce yaşayabilirsiniz…